İlk Müslüman Hazreti Hatice (Hatice bint Hüveylid) Validemiz Kimdir? Hayatı ve Kişiliği

İlk Müslüman olan Hazreti Hatice üstün iffeti sebebiyle İslamiyetten önce “Tâhire” (temiz kadın) lakabıyla anılırdı. “Kübrâ” (büyük) sıfatı ise Resul-i Ekrem’in en büyük hanımı olması sebebiyle sonraki dönemlerde kullanılmıştır.

Hazreti Muhammed Aleyhisselam’a peygamberlik geldiğinde herkesten önce iman eden ve onu davasında destekleyen eşi, ilk Müslüman Hazreti Hatice validemizin örnek
hayatından izler.

İlk Müslüman Hazreti Hatice Validemiz (İslam #3)
İlk Müslüman Hazreti Hatice Validemiz – Yıkılmadan önceki kabri Cennet al-Mualla

İlk Müslüman: Hazreti Hatice

Mekke’de yaşayan Kureyş kabilesinin Esedoğulları koluna mensup olan Hazreti Hatice’nin soyu, Hz. Peygamber’in soyu Kusay’da birleşir. Kureyş’in eşrafından olan babası Huveylid, kaynakların önemli bir kısmına göre Ficar Savaşı’ndan önce vefat etti. Annesi Fâtima binti Zâide olup onun soyu da Lüey b. Gâlib’de Resullah’ın soyu ile birleşir.

Babası Huveylid, uluslararası ithalat ve ihracat yapan zengin bir tüccardı. Yemen ve Şam bölgelerine sürekli kervanlar götürür, oradan mallar getirerek Mekke’nin pazar ve panayırlarında satardı.

Bütün Mekkeliler gibi o da iki başlı ticaret yapar ve çok para kazanırdı. Huveylid ve çocukları Mekke’nin en güzel evinde otururlardı. Güzelliği ve Kâbe’ye yakınlığı sebebiyle ev Mekkeliler tarafından “Radiatü’l-Kâbe”, yani “Kâbe’nin sütkardeşi” diye isimlendirilmişti.

Huveylid, kızı Hatice’nin doğumundan bir müddet sonra çıkan Ficar Savaşlarına katılmış ve bunların birinde vefat etmişti. Hazreti Hatice de Efendimiz gibi yetim büyümüş, amcası Amr b. Esed’in himayesinde yetişmişti.

Evlilik çağına gelince amcasının oğlu Varaka b. Nevfel ile evlenmesi uygun görülmüşse de bu evlilik gerçekleşmemişti. Hazreti Peygamber ile evlenmeden önce iki evlilik yapan Hazreti Hatice ilkini Teymoğullarından zengin bir tüccar olan Ebu Hâle künyesi ile meşhur Mâlik b. Nebbâş b. Zürâre ile yaptı. Bu evlilikten Håris ve Hind adında iki erkek çocuğu dünyaya geldi.

İkisi de büyük ikrama nâil olarak Hazreti Peygamber’e yetiştiler, sahabe olma şerefini kazanıp şehitlik mertebesine ulaştılar. Hâris, annesi ile birlikte ilk Müslümanlardandır. Hazreti Peygamber ile Kâbe’de namaz kılarken müşriklerin saldırısına uğradı ve şehit oldu.

Hind, Hazreti Peygamberimizi daha yakından tanıdı ve onunla uzun müddet beraber oldu. Bedir ve Uhud savaşlarına katıldı. Efendimizin vefatından sonra da Hazreti Ali’nin yanında bulunup ondan hiç ayrılmadı. Kendisine neden Hazreti Ali’den ayrılmadığı sorulduğunda şöyle derdi:

“Siz yoksa hissetmiyor musunuz? Bakın, Ali’den Efendimizin kokusu geliyor.”

O kokuyu koklaya koklaya bir ömür boyu Hazreti Ali ile beraber olmuş ve Cemel Savaşı’nda Ammar b. Yasir’in yanında şehit olmuştur.

Hind ayrıca Hazreti Peygamber’in şemailine, yani fiziki yapısına, dış görünüşüne dair meşhur rivayetiyle de tanınır. Bir gün Hz. Hasan’ın “Dayıcığım! Bana dedemi anlatır mısın?” demesi üzerine Efendimizin şemâilini anlatmaya başlamış ve şemâil bahsinin en önemli rivayetlerinden biri olmuştur.

Hazreti Hatice’nin Ebu Hâle ile evliliği çok uzun sürmemiş, bilinmeyen bir sebepten dolayı eşi vefat etmiştir. Hazreti Hatice çok kısa bir müddet dul kaldı. Bu arada kendisiyle evlenmek isteyen pek çok kişi oldu. Bunların arasından Mahzûmoğullarına mensup Atîk b. Aiz’i tercih etti ve onunla evlendi. Bu evlilikten de Hind adında bir kızı oldu. (Araplar, Hind ismini hem kızlarına, hem de oğullarına verirler.)

Hind büyüyüp yetişti ve Sayfi b. Ümeyye ile evlendi. Medine’ye hicret ettikten sonra da Muhammed adını verdikleri bir oğulları oldu. Hazreti Hatice’nin bu kanaldan da soyu devam etti.

Hazreti Hatice’nin ikinci evliliği uzun sürmedi. Kendisi 37 yaşlardayken ikinci eşi de vefat etti. Artık iki eşinden kalan mal varlığıyla ticaret yapmaya karar verdi, Mekke’nin sayılı tüccarlarından biri oldu.

Islam tarihi kaynaklarının bir kısmında Hazreti Hatice’nin önce Atik onun ölümü üzerine Ebu Hale ile evlendiği de kaydedilir. İkinci kocasının ölümünden sonra Kureyş’in ileri gelenlerinden bazıları soylu, güzel ve zengin oluşu sebebiyle kendisiyle evlenmek istedi ancak Hazreti Hatice tekliflerin hiçbirini kabul etmedi.

Hanımlar Aleminin En Hayırlıları

Hazreti Peygamber, Hazreti Hatice’nin vefatından sonra çeşitli hanımlarla evlendiği halde onu hiçbir zaman unutmamış, ilk eşinin fedakarlığını ve dostluğunu her fırsatta anmış, evde bir koyun kesildiği zaman Hatice’nin eski dostlarına ondan birer parça göndermeyi ihmal etmemiştir.

Bir defasında Medine’de Hazreti Hatice’nin kız kardeşi Hale’nin içeri girmek üzere izin istediğini duyan Hazreti Peygamber, onun sesini ve izin isteme tarzını Haticenin sesine ve tavrına benzeterek heyecanlanmış ve “Allah’ım, bu Huveylid’in kızı Håle’dir!” demişti.

Hz. Hatice dünya kadınlarının en hayırlılarındandır. Hazreti Peygamber onun hakkında şöyle buyurmuştur: “Hanımlar aleminin en hayırlıları şu dört hanımdır: İmrân’ın kızı Meryem, Huveylid’in kızı Hatice, Muhammed’in kızı Fâtıma ve Firavun’un hanımı Âsiye” (Buhari, Enbiyâ, 27).

Düğünleri nasıl oldu?

Hazreti Hatice ikinci eşinin ölümünden sonra güvendiği kimselerle ortak olarak ticaret yapmaktaydı. Tanıdıklarının tavsiyesi üzerine çevresinde üstün ahlâk sahibi ve güvenilir bir genç olarak bilinen Hazreti Muhammed ile ortaklık anlaşması yaptı ve kölesi Meysere’yi hizmetine vererek Şam’a (Suriye’ye) gitmesini istedi.

Dönüşte başarılı bir tacir, dürüst ve doğru sözlü bir insan olduğunu gördüğü, Meysere’den ahlâkı ve davranışları hakkında bilgi aldığı ve bu özellikleri sebebiyle kendisine hayran kaldığı Hz. Muhammed’e bizzat evlenme teklif etti.

Onların evlenmesine Hazreti Hatice’nin arkadaşı olup daha sonra sahabe arasında yer alan Nefise bt. Münye’nin aracılık ettiği ve Hazreti Muhammed’e Hatice ile evlenmeyi düşündüğü takdirde bunu sağlamaya çalışacağını belirtiği kaynakların çoğunda ikinci bir ihtimal olarak kaydedilir.

Hazreti Muhammed aldığı teklifi amcalarına götürdü. Ebu Talib, kardeşleri ve Hazreti Muhammed’in katılması ile Hatice’nin evinde yapılan toplantıda amcası, Amr b. Esed’den yeğeni Muhammed için Hatice’ye talip olduğunu söyledi ve yeğeninin 500 (veya 400) dirhem, bazı kaynaklara göre ise 20 dişi deve mehir vereceğini belirtti. Amr da evliliğe izin verdi.

Nikâh merasiminde Ebu Talib ve Amr b. Esed birer konuşma yaptılar. İkisi de aile ve yeğenlerinin üstünlüklerini dile getirip nikâhı kıydılar. Hazreti Peygamber, düğününe sütannesi Halime’yi davet etti. Düğün dönüşünde Hz. Hatice onu, 40 koyun ve bir binek hayvanı hediye ederek yolcu etti.

Hazreti Peygamber ve eşi, düğünden sonra birkaç gün Ebu Talib’in evinde kaldılar. Bu ev hem kalabalık, hem de oldukça dardı. Bu arada Hz. Hatice, yeğeni Hakîm b. Hizâm’dan bir ev satın aldı ve oraya taşındılar. Hazreti Hatice o günlerde yeğeninin kendisine düğün hediyesi olarak sunduğu 10 yaşlarındaki Zeyd b. Hârise’yi Hazreti Peygamber’e hediye etti.

Evlilikleri sırasında Hazreti Hatice’nin muhtemelen 40, Hazreti Muhammed’in ise 25 yaşında olduğu rivayeti ağır basmaktadır. Hz. Peygamber ile Hazreti Hatice çiftinin ilk çocukları Kâsım’dır. Araplar gelenek olarak künyelerini ilk çocuklarının isimlerinden alırlardı.Bundan dolayı Hazreti Pevgamber’e Ebu’l-Käsım (Kasım’ın babası) künyesi verildi. Kasım iki yaşında vefat etti.

Hicretten 23 yıl önce dünyaya gelen Zeynep, annesi ve kardeşleriyle birlikte Müslüman oldu. Teyzesi Hale’nin oğlu Ebu’l-As ile evlendi. Bu evlilikten Ali e Ümâme adında biri erkek, biri kız iki çocuk dünyaya geldi. Zeyneb, Bedir zaferinden sonra çocuklarıyla Medine’ye hicret etti Sonra da eşi Müslümanlığı kabul edip hicret etti, eşine ve çocuklarına kavuştu.

629’da vefat eden Zeyneb’in cenaze namazımı Efendimiz kıldırdı. Oğlu Ali küçük yaşta, henüz ergenlik çağına alaşmadan vefat etti. Kızı Ümâme ise teyzesi Fatıma’nın isteğiyle onun vefatından sonra Hazreti Ali ile evlendi ve Hasan ile Hüseyin’e annelik yaptı.

Hicretten 20 yıl önce Mekke’de dünyaya gelen Rukiyye, Hz. Osman ile evlendi. İkisi 615 yılında ilk kafileyle Habeşistan’a hicret ettikten bir müddet sonra Mekke’ye döndüler. Ardından bütün Müslumanlar gibi Medine’ye hicret ettiler. Bu evlilikten Abdullah dünyaya geldi. Rukiyye, Muslümanlar Bedir Savaşı’na giderken kızamıga yakalanmıştı. Zafer haberi Medine’ye geldiği gün, 22 yaşında vefat etti.

Cenazesini Ümmü Eymen yıkadı; namazını Hazreti Osman kıldırdı. Babası cenazesinde bulunamadı. Hazreti Osman, eşinin hastalığından dolayı Hazreti Peygamber tarafından izinli sayıldığı için Bedir’e katılamamıştı. Ogulları Abdallah da hicretin 4 yılında 6 yaşında vefat etti.

Ümmü Gülsüm hicretten yaklaşık 15 veya 17 yıl önce dünyaya gelmişti. Hazreti Peygamber, Rukıyye’nin vefatından sonra bekâr olan kızı Ümmü Gülsûm’ü Hazreti Osman’la evlendirdi. Ümmü Gülsûm’ün çocuğu olmadı. Ablası Rukıye’nin oğlu Abdullah ölünceye kadar ona annelik etti. 630’ta vefat eden Ümmü Gülsûm’ün cenaze namazını bizzat Hz. Peygamber kıldırmıştı.

Efendimiz peygamberliğinden birkaç yıl önce dünyaya gelen küçük kızı Fâtıma’yı Hazreti Ali ile evlendirdi. Bu evlilikten Hasan, Hüseyin, Muhassin, Zeyneb ve Ümmü Gülsûm dünyaya geldiler.

Dikkat edilirse Hazreti Fâtıma’nın, kızlarına ablalarının isimlerini verdiği görülür. Muhassin doğar doğmaz vefat etti. Diğerleri yaşadı, büyüdü ve evlendiler. Yukarıda ismi geçenlerden sadece Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin soyu devam etti.

Hz. Fâtima babasının ölümünden 5,5 ay sonra, 22 Kasım 632’de vefat etti ve cenaze namazını Hazreti Ali kıldırdı. Hazreti Hatice Mekke döneminde vefat ettiği için kızlarından Ümmü Gülsûm ve Fatıma’nın evliliklerini göremedi.

En büyük destekçi

Peygamberlik gelmeden önce Hazreti Muhammed’in şehirden uzakta, özellikle Hira’da tefekkür yoluyla ibadet ettiği günlerde Hazreti Hatice hep onunla meşgul olmuş, eve dönmesi geciktiği zaman hizmetçileri vasıtasıyla ona ulaşmıştır.

Hazreti Hatice’nin Resulullah’ın hayatındaki en önemli rollerinden biri, peygamberlik geldiği zaman kendisine herkesten önce iman etmesi ve onu bütün varlığıyla desteklemesidir.

Hazreti Muhammed, Hira’da daha önce hiç karşılaşmadığı Cebrail ona peygamber olduğunu tebliğ ettiği ve vücudunu üç defa kucaklayıp kuvvetlice sıktıktan sonra Alak suresinin ilk beş ayetini öğrettiği zaman büyük bir heyecana kapılıp korkudan yüreği titreyerek evine döndü.

Başına gelenleri anlattıktan sonra “Hatice, bana neler oluyor?” diyerek kendinden korktuğunu soyledi. Bunun üzerine Hazreti Hatice, Resulullah’ın korku ve endişelerini gideren şu sözleri söyledi: “Öyle deme! Yemin ederim ki, Allah hiçbir zaman seni utandırıp üzmez. Çünkü sen akrabanı gözetirsin, doğru konuşursun, işini görmekten aciz kimselerin elinden tutarsın, yoksulları kayırırsın, misafirleri ağırlarsın, haksızlığa uğrayan kimselere yardım edersin.”

Hazreti Hatice daha sonra Resul-i Ekrem’i alıp amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürdü, Ibranice bilen, bu sebeple Tevrat ve Incil’i okuyan, daha önceleri Hıristiyanlığı kabul etmiş olan bu bilgin, Efendimizi dinledikten sonra ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu söyledi.

Hatice de Hazreti Peygamber’e “Ben senin Allah’ın resulu olduğuna şehadet ederim” diyerek Müslümanlığı kabul etti ve ilk Müslüman olma şerefine nail oldu.

Hazreti Hatice, yeryüzünde sadece üç Müslümanın bulunduğu islamiyetin ilk günlerinde Resulullah ve Hz. Ali ile beraber bazen Kabe civarında, bazen evinde ibadet ederdi. Afif el-Kindi, Mekke’ye ticaret için gittiğinde onların üçünü bir arada namaz kılarken ve Käbe’yi tavaf ederken gördüğünü, bu esnada Hazreti Hatice’nin tesettüre riayet ettiğini söylemektedir.

Bilindiği gibi ilk Müslüman Hazreti Hatice, ikincisi Hazreti Ali Efendimizdir. Hazreti Ali 5. yaşından beri Hazreti Peygamber’in evinde kalıyordu ve Hazretu Hatice’nin şefkat kanatları altında büyümüştü.

Mekke müşrikleri Hz. Peygamber’in davetine karşı çıktı ve kendisini çok rahatsız ettiler. Bu sıkıntılı günlerde Efendimize en büyük desteği amcası Ebu Talib ve eşi Hazreti Hatice verdi. Hz. Hatice, müşriklerin zulmü ve haksızlığı karşısında Resulullah’ı hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Hatta Mekkeli müşrikler Müslümanları kuşattığında Ebu Talib de Hazreti Peygamber ile birlikte iki-üç yıl boyunca muhasaraya göğüs gerdi.

Servetini onun davası uğrunda harcamaktan geri durmadı. Boykota uğrayanların ihtiyaçlarını gidermek için başta Hazreti Peygamber olmak üzere Ebu Talib ve Hz. Hatice her şeylerini harcadılar, yine de onları açlık ve yokluktan kurtaramadılar. İşte bu zor günlerde yeğeni Hakim b. Hizâm, henüz Müslüman olmadığı halde halasına sevgi ve saygısından dolayı gizlice onlara yiyecek taşımıştı.

Müslümanlar aşağı yukarı üç yıl suren boykottan kurtuluşlarına sevinecekleri esnada bu defa Ebu Talib ve Hz. Hatice’nin vefatıyla derin bir hüzne gömülmüşlerdir. Hz. Hatice, 25 yıl kadar süren mutlu bir evlilik hayatından sonra ve hicretten üç yıl kadar önce, 19 Nisan 620’de 65 yaşında vefat etti ve Hacûn Kabristanı’na defnedildi.

Resul-i Ekrem, Hatice’nin vefatından 3 gün önce de amcası Ebu Talib’i kaybettigi için düşmanlarına karşı kendisini savunan iki büyük desteği yitirmiş oldu. Bu sebepten dolayı bu seneye “Senetü’l-Hüzün” (Hüzün Yılı) adı verilmişti.

Kaynakça

1- İbn Sa’d, et-Tabakât, VIII, 18.
2- Buhari, Bed’ül-vahy.
3- Ibnü’l-Esir, Üsdü’l-gabe, V, 291.
4- Mustafa Ağırman
5- TDV Islâm Ansiklopedisi Hazreti Hatice maddesi.
5- Diyanet Dergi Hz. Peygamber’in İlk Hanımı Hz. Hatice’nin Hayatı ve Kişiliği makalesi.

İlk Müslüman Hazreti Hatice Validemiz (İslam #3)

Hakkımızda
İletişim

Yorum yapın

Don`t copy text!