İmanın Şartları Nelerdir? İmanın Şartları Kur’an-ı Kerim’de Var mı? Detaylı Bilgiler

İmanın şartları şunlardır: Allâhü Teâlâ’ya inanmak, Meleklerine inanmak, Kitaplarına inanmak, Peygamberlerine inanmak, Âhiret gününe; öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna inanmak, Kadere; hayır ve şerrin Allâh’ın bilip dilemesi ve yaratması ile olduğuna inanmaktır.

İmanın bu altı şartından birini kabul etmeyen, hepsini inkâr etmiş sayılır. Meselâ, îmânın beş şartını kabul edip, âhirete inanmayan kimse mü’min olamaz.

İmanın Şartları Nelerdir? (Eğitim #5)
İmanın Şartları Nelerdir? – Allahü Teâlâ’ya İman

İmanın Şartları

Allahü Teâlâ’ya İman

İmanın altı şartından birincisi, Allâhü Teâlâ’ya îmân etmektir. Şöyle ki; Allâhü Teâlâ vardır. Onun zâtı, bütün kemâl sıfatları ile vasıflanmıştır. Bütün noksan sıfatlardan münezzehtir; uzaktır. Allâhü Teâlâ’nın sıfatları, sıfât-ı zâtiyye ve sıfât-ı sübûtiyye olmak üzere iki kısımdır.

SIFÂT-I ZÂTİYYE

Allâhü Teâlâ’nın Sıfât-ı Zâtiyyesi altıdır:

1- Vücûd: Var olmak. Allâhü Teâlâ vardır.
2- Kıdem: Evveli olmamak; ezelî olmak. Allâhü Teâlâ’nın varlığının evveli yoktur.
3- Bekâ: Sonu olmamak; ebedi olmak. Allâhü Teâlâ’nın varlığının sonu yoktur.
4- Vahdâniyet: Birlik. Allâhü Teâlâ zâtında ve sıfatlarında tek olup, ortağı yoktur.
5- Muhâlefetün lilhavâdis: Yaratılanlara hiç benzememek. Allâhü Teâlâ sonradan olan hiç bir şeye benzemez. Akla ne gelirse Allâhü Teâlâ onun gayrıdır.
6- Kıyam binefsihî: Vücudunda gayre muhtaç olmamak. Allâhü Teâlâ varlığında hiç bir şeye muhtaç değildir.

SIFÂT-I SÜBÛTİYYE

Allâhü Teâlâ’nın Sıfât-ı Sübûtiyyesi sekizdir:

1- Hayât: Allâhü Teâlâ diridir ve dirilticidir.
2- İlim: Bilgi; Allâhü Teâlâ her şeyi bilir. Allâhü Teâlâ kalblerde gizlenen niyetleri dahi bilir.
3- Semi: İşitmek; Allâhü Teâlâ her şeyi işitir.
4- Basar: Görmek; Allâhü Teâlâ her şeyi görür. Allâhü Teâlâ karanlık gecede, kara taşın üzerinde, kara karıncanın yürüdüğünü görür ve ayağının sesini işitir.
5- İrâdet: Dilemek. Allâhü Teâlâ ne dilerse onu dilediği gibi işler.
6- Kudret: Gücü yetmek; Allâhü Teâlâ her şeye kâdirdir.
7- Kelâm: Konuşmak; Allahü Teâlâ’nın harf ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. Kur’ân-ı Kerîm, Allah’ın kelamıdır.
8- Tekvin: Yoktan var etmek, meydana getirmek, yaratmak. Allahü Teâlâ bütün mahlukların yaratıcısıdır.

Dikkatinizi Çekebilir: Güzel Ahlak ve Sorumluluk Bilinci (Değerler Eğitimi #1)

Meleklere İman

İmanın Şartları Nelerdir? (Eğitim #5)
İmanın Şartları Nelerdir? – Meleklere İman

İmanın şartları bahsinde ikinci şart meleklere inanmaktır. Melekler nurdan yaratılmış, istedikleri sûret ve şekillere girebilen rûhânî ve latif varlıklardır. Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur.

Onlar, emrolundukları şeylerde Allâh’a isyan etmezler. Yorulup usanmazlar. Yemek, içmek gibi ihtiyaçları yoktur. Kimi gökte, kimi yerde, kimisi de Arş’ta vazifelidirler. Sayılarını ancak Allâhü Teâlâ bilir. İçlerinden dört büyük melek, meleklerin peygamberleridir.

DÖRT BÜYÜK MELEK

1- Cebrâil (a.s.): Cenâb-ı Hakk’ın kitaplarını peygamberlere getirmeye, yani vahye memur, Allâh ile peygamberleri arasında bir vâsıta ve elçidir.
2- Mikail (a.s.): Bir kısım hâdiselerin; meselâ rüzgârların, yağışların ve bitkilerin meydana getirilmesine memurdur.
3- İsrâfil (a.s.): Sûrun üflenmesi, kıyamet gününün meydana gelmesi, insanların ve cinlerin kıyamette tekrar dirilmeleri hususlarına memurdur.
4- Azrâîl (a.s.): İnsan ve cinlerden eceli gelenlerin ruhlarını almaya memurdur. Yani, Allâhü Teâlâ’nın emriyle onların canlarını alır.

Aynca her insanda, 384 vazîfeli melek vardır. Bunlardan, Kirâmen Kâtibîn melekleri insan ne yaparsa onu yazmakla vazifelidirler.

Kitaplara İman

İmanın Şartları Nelerdir? (Eğitim #5)
İmanın Şartları Nelerdir? – Kitaplara İman

İmânın üçüncü şartı kitaplara inanmaktır. Cenâb-ı Hak, kendi iradelerini, emirlerini, nehiylerini, hikmetlerini kullarına bildirmek için zaman zaman peygamberlerine kitaplar indirmiştir.

Cebrâil (a.s.) vasıtası ile peygamberlere vahiy olarak gönderilen kitap ve suhufun (sayfaların) adedi104’tür.

SUHUF (SAYFALAR):

10 Suhuf ADEM Aleyhisselâm’a,
50 Suhuf ŞiT Aleyhisselâm’a,
30 Suhuf İDRÎS Aleyhisselâm’a,
10 Suhuf İBRÂHÎM Aleyhisselâm’a gönderilmiştir ki, tamamı 100 suhufdur.

KİTAPLAR

Tevrat, Mûsâ Aleyhisselâm’a,
Zebûr, Dâvûd Aleyhisselâm’a,
İncil, İsâ Aleyhisselâm’a,
Kur’ân-ı Kerîm, Peygamberimiz MUHAMMED MUSTAFA’ya (s.a.v.) gelmiştir.

Kur’ânın gelmesiyle ilk üçünün hükmü kaldırılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm 114 sûre, 6666 âyettir. İki durak arasına bir âyet denir. Kur’ân’ın bir harfi bile değişmemiştir.

Dünyadaki bütün Kur’ân’lar aynıdır. Kur’ân-ı Kerim ebediyen Allah’ın himayesinde olup değişmeyecektir.

Peygamberlere İman

İmanın Şartları Nelerdir? - Peygamberlere İman
İmanın Şartları Nelerdir? – Peygamberlere İman

İmanın şartları bahsinde dördüncü şart peygamberlere inanmaktır. Peygamberler, Cenâb-ı Hakk’ın, dinini; emirlerini, yasaklarını, haberlerini kullarına bildirmek için gönderdiği seçilmiş zâtlardır.

Peygamberler insanları, Allâh’a şirk koşmak ve puta tapmak gibi dalâletlerden kurtarmaya, inananları hem dünyada hem de âhirette saâdete erdirmeye vesiledirler. Insanların akılları gerçek kurtuluş yolunu bulmakta yetersiz olduğundan Hazreti Allâh, kullarının ebedî saadeti ve doğru yolu bulmaları için rehber olarak peygamberler göndermiştir.

Peygamberler, Allâh tarafından mûcizelerle kuvetlendirilmişler; Allâh’ın izni ile onların elinde birçok hârikulâde şeyler meydana gelmiştir.

İlk insan ve ilk peygamber Adem Aleyhisselâm’dır. Yaratılışı itibariyle üstün bir varlık olan insanın, aslı,
bazı kimselerin iddia ettiği gibi maymun değil; yine insandır. Esâsen “İnsanın aslı maymundur” diyenlerin bu bâtıl iddiasını, asrımızın inkişâf eden ilmi ve fenni kökünden çürütmüştür.

Hiç şüphesiz bilinmelidir ki, bizim aslımız maymun değil; Cennetten gelme ve tertemiz Hazret-i Adem ile Hazret-i Havâ’dır.

PEYGAMBERLERİN SIFATLARI

Peygamberler hakkında bilinmesi vâcip ve zarûrî olan sıfatlar beştir.

1- Sıdk: Peygamberler doğrudurlar. Aslâ yalan söylemezler.
2- Emânet: Emîndirler. Her hususta kendilerine güvenilir.
3- Tebliğ: Allâhü Teâlâ’nın emir ve yasaklarını hiç noksansız ve çekinmeden tebliğ ederler.
4- Fetânet: Son derece akıllı ve zekidirler.
5- İsmet: Masumdurlar; günah işlemekten uzaktırlar.

Peygamberimiz Muhammed Mustafâ’nın (s.a.v.) diğer peygamberlerden ayrı beş vasfı daha vardır:

1- Bütün peygamberlerden efdaldir (üstündür).
2- Bütün insanlara ve cinlere gönderilmiştir.
3- Hâtemü’l-Enbiyâ; peygamberler silsilesinin son halkası, yani son peygamberdir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir.
4- Bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
5- Şerîatı, kıyâmete kadar devam edecektir.

Kur’ân-ı Kerîm’de isimleri geçen peygamberler: Hazret-i Adem Aleyhisselâmdan Peygamber Efendimize (s.a.v.) kadar peygamberler gönderilmiştir. Gönderilen peygamberlerin yalnız 28 tanesinin isimleri Kur’ân-ı Kerîm’de geçmiştir.

Kur’ân-ı Kerim’de adları geçen ve bilinmeleri vâcip olan peygamberlerin mübârek isimleri şunlardır:

AdemYakubİlyas
İdrisYusufElyasa
NuhEyyubZülkifl
HudŞuaybZekeriyya
SalihMusaYahya
İbrahimHarunİsa
LutDavudUzeyr*
İsmailSüleymanLokman*
İshakYunusZülkarneyn*
Muhammed Aleyhisselam

*: Bazı âlimler bu üç mübârek zâta, evliyâdır, demişlerdir.

Ahiret Gününe İman

İmanın Şartları Nelerdir? (Eğitim #5)
İmanın Şartları Nelerdir? – Ahiret Gününe İman

İmanın beşinci şartı âhiret gününe inanmaktır. Sûr’un üflenmesi, bütün ölülerin dirilip kabirlerinden kalkması, amel defterlerinin verilmesi ve mahşer meydanında toplanıp suâl ve hesaba çekilmesi ile mîzân, şefâat, sırat, kevser, cennet ve cehennem gibi âhiret hayâtına âit hususlara inanmaktır.

Ahiret, bu dünyâdan sonraki sonsuz hayâttır. Allâhü Teâlâ, bu dünyayı ve bütün varlıkları geçici bir zaman için yaratmıştır. İsrâfil Aleyhisselâm’ın birinci sûru üfürmesiyle kıyamet kopup bütün canlılar ölecek, dünya ve dünya dışındaki her şey yok olacaktır. İkinci sûrun üflenmesi ile de mahlukât yeniden dirilerek hesap vermek için mahşer yerine toplanacaklardır.

Mahşerde Allâh’ın huzurunda bütün insanlar ve cinler yaptıklarından hesâba çekilecek, en ince teferruâtina kadar hesap verecekier, haklı, haksızdan hakkını alacaktır.

Hesap işi bittikten sonra, iyiler Cennet’e, kötüler Cehennem’e girecektir. Mü’minler Cennet’te Cenâb-i Hakk’ın cemâlini göreceklerdir.

Ähirete inanmayan, Allâh’a ve peygambere de inanmamış olur.

ЕCEL

Ecel, insanın mukadder (Allâh tarafından yazılıp kararlaşmış) olan ömrünün nihâyetine denir. Ecel geldiği zaman, ne bir dakika ileri gider ne de bir dakika geri kalır. İnsan her ne sebeple ölürse ölsün, eceli ile ölmüş olur.

Kader ve Kazaya İman

İmanın Şartları Nelerdir? - Peygamberlere İman
İmanın Şartları Nelerdir? – Kader ve Kazaya İman

İmanın şartları hususunda altıncı şart kadere inanmaktır. Kader ve kazâ meselesi bazan zor anlaşıldığından, kolay kavrayabilmek için, önce insandaki irâde-i cüz’iyye’yi îzâh edelim.

İRÂDE-İ CÜZ’İYYE

İrâde-i cüz’iyye, Cenâb-ı Hakk’ın kuluna verdiği sınırlı bir salâhiyet ve tercih hakkıdır. Fakat ehemmiyeti pek büyüktür. Zirâ insan, irâdesini hayra sarf ederse Mevla hayrı, şerre sarf ederse şerri yaratır.

Bu itibarla insan, cenneti de, cehennemi de bu irâde ile kazanır. Evet, Hâlik (Yaratıcı) yalnız Allâhü Teâlâ’dır. O dilemezse, o yaratmazsa hiç bir şey olmaz. Şu kadar ki, kul kâsib yani isteyip çalışan, Mevlâ ise Hålik yani yaratan’dır.

İnsana verilen irâde-i cüz’iyye otomobilin direksiyonu gibidir. İnsan direksiyonu ne tarafa çevirirse otomobil o tarafa gider. Bu sebeple, Allâh’a isyan eden bir kimse, “Ben ne yapayım, Allâh böyle dilemiş, böyle yaratmış” deyip mes’uliyeti üzerinden atıp sıyrılamaz.

Evet, Allâh dilemiştir ama kulun irâdesi ve çalışması bu yolda olduğu için dilemiştir. Zâten kulda böyle bir irâde-i cüz’iyye yani tercih hakkı olmasaydı, Cenâb-ı Hak kuluna imtihan fırsatı vermemiş, onu hayra veya şerre zorlamış olurdu.

Hâlbuki Cenâb-ı Hak kuluna zorla bir günahı yaptırıp, sonra da cezâlandırmaktan münezzehtir. Bazı kimseler, “Ezelde bazılarının rûhu secde etmiş, bazılarının etmemiş. Ezelde rûhu secde etmeyenler kâfir gider.” derler.

Asla böyle bir şey yoktur. Bu iddiâ insanın îtikâdını kökünden sarsar. Ezel itirâz yeri değildir. Orada isteyerek veya istemeyerek herkes secde etti. Cenâb-ı Hak bütün ruhlara “Elestü bi
rabbiküm (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)” diye sorduğunda bütün ruhlar istisnâsız olarak, “Belâ (Evet, Rabbimizsin)” diye ahid verdiler.

Bazı kimseler “Sen ne yaparsan yap, Allah dilediğine hidâyeti dilediğine dalâleti halkeder” diyorlar. Bu da asla doğru değildir. Bu husustaki Ayet-i Kerime’yi çokları yanlış tefsir ve izah ediyor.

Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazretleri bu husustaki Âyet-i Kerîmeyi: “Allâh, hidâyeti isteyip, hidayeti dileyenlere hidâyeti; dalâleti isteyip, dalâleti dileyenlere de dalâleti halkeder” diye tefsir ve îzâh etmişler ve şöyle buyurmuşlardır:

“Ezelde Ahmed cennetlik, Mehmed cehennemlik diye zât ve şahıs üzerine bir hüküm yoktur. Ancak elbiseler biçilmiş; (Iman, itaat, nur elbiseleri biçilmiş) bu elbiseleri giyenler cennetliktir, denilmiş. Ayrıca küfür, isyan, zulmet elbiseleri biçilmiş, bunları giyenler de cehennemliktir, denilmiştir.

Kul, irâde-i cüz’iyyesiyle bu elbiseleri seçmekte tamamen serbest birakılmıştır. Binaenaleyh, insan irâde-i cüz’iyyesi ile bunlardan hangisini seçer ve giyerse oraya gider.”

Kul, bütün fiillerinden kendisi mes’ul olduğuna göre artık kulun yapması gereken isyan etmek değil, mukadderâta boyun eğmek ve başa gelene râzı olmaktır.

Bununla beraber görünür görünmez belâlardan bizi koruması, sıhhat ve âfiyet içinde bir ömür vermesi için Cenâb-ı Hakk’a yalvarmak da üzerimize düşen mühim bir vazifedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerîflerinde, “Sadaka vermek belâyı def eder, ömrü uzatır” buyurmuşlardır.

Dikkatinizi Çekebilir: 40 Maddede Müslümanın Özellikleri (Değerler Eğitimi #2)

KADER

Kader, ilâhî programdır; ezelden ebede kadar hayır ve şer -iyi kötü- meydana gelecek bütün hâdiseler hakkında Cenâb-ı Hakk’ın kendi ilmi îcâbı bilip irâde ve takdir buyurmasıdır.

KAZÂ

Kazâ, Cenâb-i Hakk’ın ezelde takdir buyurduğu hâdiselerin, zamanı gelince ilim ve irâdesine uygun olarak meydana gelmesidir.

Meselâ; herhangi bir insanın falan günde dünyaya gelmesini Allâhü Teâlâ’nın ezelde dilemiş ve takdir etmiş olması bir kaderdir. O insanın takdir edilmiş günde yaratılması bir kazâdır.

RIZIK

Rızık, Allâhü Teâlâ’nın, hayat sahiplerine gıdalanmaları için verdiği ve onların da yediği şeylerdir. Lâkin insan öz irâdesi ile rızkını helâl veya haram yollardan kendisi seçer ve Allâhü Teâlâ da o yoldan verir.

İşte bunun için, rızkını helâlden talep etmeyip haram yiyenler irâde ve ihtiyarlarını kötüye kullandıklarından mes’uldürler. Rızka değil, Rezzâk’a, yani rızkı verene bağlanmak lazımdır. Her canlının rızkını veren Rezzâk-ı Alem olan Hz. Allâh’dır. Ona inanmak, ondan istemek gerekir.

Zirâ onun hazinesi büyüktür, sonsuzdur. Ona hakîki bir imanla bağlananlar sıkıntı çekmezler. Fakat Rezzâk olan Allâhü Teâlâ’yı unutup da rızka bağlı kalanlar çok sıkıntı çekerler ve hüsrandan kurtulamazlar.

TEVEKKÜL

Tevekkül, maksada erişmek için, maddî ve mânevî sebeplerin hepsini yerine getirdikten sonra, neticesini Allahü Teâlâ’dan beklemektir. Kişi şayet beklediğine ulasamazsa, üzülmemeli; “Hakkımda belki bu daha hayırlıdır” diyerek, kaderine râzı olmalıdır.

Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak, “Siz bir şeyi seversiniz, onun için çalışır ve onu elde etmek istersiniz, fakat bilmezsiniz ki, onun sonunda sizin için şer vardır. Yine siz bir şeyi sevmezsiniz, hoşunuza gitmez ve istemezsiniz, fakat bilmezsiniz ki, sizin için onun sonunda hayır vardır.” buyuruyor.

İmanı Muhafaza Etmek

İmânı muhafaza hususunda bütün müminlerin aşağıdaki hususlara dikkat etmesi lazımdır:

Gaybe inanmak: Gayb, beş duygu ile anlaşılamayan şeylerdir. Allâh, melek, cennet, cehennem ve cin gibi.

Helâlin helâl olduğuna inanmak: Yani helal şeylere haram dememek.

Haramın haram olduğuna inanmak: Yani haram olan şeylere helâl dememek. Meselâ: Bira dâhil alkollü içkilere, faize ve diğer haram olan şeylere helâl dememek.

Dâimâ Allâh’dan korkmak.

Mukaddesâta (İslam’ın mukaddes saydığı şeylere) hürmetkâr olup hafife almaktan kaçınmak.

Allâh’ın rahmetinden ümidini kesmemek.

Kâfiri kâfir bilmek, mü’mini mü’min bilmek. Bir kimse, sözle, yazıyla veya fiilen din düşmanlığı yapan birine Müslüman dese dinden çıkar. Ayrıca, dine hizmet eden ve dîni yaymaya çalışan îmân sahiplerine de kâfir diyen, yine dinden çıkmış olur.

Allâh’a mekân izâfe etmemek: Meselâ, Allâh göktedir, demek insanı dinden çıkarır.

Kur’an’a şüphesiz inanmak: Mesela, Kur’an’ın eksik veya fazla olduğunu söylemek, Cebrail hata etti demek, insanı dinden çıkarır.

Kaynakça

1- Resimli Muhtasar İlmihal, Fazilet Neşriyat
2- TDV İslam Ansiklopedisi İman maddesi.

İmanın Şartları Nelerdir? (Eğitim #5)
İmanın Şartları Nelerdir? (Eğitim #5)

Hakkımızda
İletişim

“İmanın Şartları Nelerdir? İmanın Şartları Kur’an-ı Kerim’de Var mı? Detaylı Bilgiler” üzerine bir yorum

Yorum yapın

Don`t copy text!