Meryem Cemile (Margareth Marcus) Kimdir? Portre #1

Meryem Cemile (Margareth Marcus) Kimdir? Portre #1

1934 yılında New York’ta, Amerika’nın içinde bulunduğu ekonomik buhranın en şiddetli döneminde, dördüncü kuşak Almanya Yahudi kökenli bir Amerikalı olarak dünyaya gelen Meryem Cemile (İslam’ı kabulünün öncesindeki ismiyle) Margareth Marcus, içinde yaşadığı aile ortamı, küçük yaşta gönderildiği Yahudi eğitim kurumlarından edindiği bilgiler çevresinde sorular sormaya başladı.

Meryem Cemile: Bir ihtida hikayesi

O yıllarını anlatırken; “Ta küçükken ‘Acaba’ derdim, ‘Yahudilik ne demek?’ Sanırım bu soruyu ilk defa okuldaki Hristiyan arkadaşlarımın bana bir Paskalya zamanı “İsa’nın katili! dedikleri zaman sordum kendime” diyordu.

Bütün gözlemleri, tanıklıkları onu içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmadığı kanaatine taşıyordu. Ailesinin ise Yahudi olmasına karşın mo- dern batı yaşam tarzına uyum gösterme çabası, onda yine benzer şekilde yabancılık hissini destekliyordu.

“Oryantalizm, İslam’ın objektif ve tarafsız bir incelemesi değildir. Çünkü oryantalistler, derin ve orijinal araştırma için gerekli ilmi geleneklere samimi bir şekilde bağlı kalmamışlardır. Fakat gençliğimizi inançlarına karşı isyan ettirmeye teşvik etmiş, İslâm tarihini ve kültürünü çağdışı olarak görerek tahkir etmişlerdir. Gaye şüphe ve fesat tohumları ekerek kemâle ermemiş insanlar arasında mümkün olduğu kadar İslâm’ın tutarsız olduğu fikrini yaymaktır.” Meryem Cemile

Yakalandığı bir hastalık sebebiyle 2 yıl kadar hastanede kaldığı dönemde Kur’an-ı Kerim’le tanıştı.

New York Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğrenimini sürdürürken geçirdiği bir hastalık sebebiyle 2 yıl eğitimine ara vermek zorunda kalan Cemile, bu süre içinde okumalarını arttırdı. Bu arada İslam hakkında öğrenmek istediği konular için bazı önemli İslami şahsiyetlerle iletişim kurdu.

Cezayir’de El-Beşir el-İbrahimi‘ye, Cenevre’de Said Ramazan‘a, Suriye’de Maruf el-Valibi‘ye ve Kahire’de tutuklu bulunan Seyyid Kutub‘a mektuplar gönderdi.

Seyyid Kutub, zindan şartları sebebiyle öğrenmek istediği konuların yeterince açıklayamayacağını düşünerek Meryem Cemile‘yi, Ebu’l-Ala Mevdudi‘ye yönlendirdi. Mektuplar vesilesiyle Mevdudi’yi tanıması Cemile‘nin hayatında bir dönüm noktasıdır. Mevdudi ile mektuplaşması yaklaşık üç sene sürdü.

Yıllar süren arayışlar, gözlemler sonunda sürekli aynı kapıya çıkıyordu yolları. İslam’ın “tevhid” eksenli yaşama biçimi Meryem Cemile‘nin bütün sorularını, sorgularını karşılıyordu.

Yeryüzünü buhranlarından, felaketlerinden İslam kurtarabilirdi. Margaret Marcus 1961 yılı, Ramazan ayında Brooklyn Camii’nde müslüman oldu ve Meryem Cemile ismini aldı. Müslüman olunca hem Mevdudi‘nin tavsiyesi üzerine Pakistan’a yerleşti.

Pakistan’ın Lahor kentine yerleştikten sonra bir daha Amerika’ya dönmeyen Cemile, çalışmalarını burada sürdürdü.

Batı kültürünü tahlil eden eserler kaleme aldı. Velud bir kalem olarak, yazdığı yetmişin üzerinde risale ve yirmi kadar eserinden, “Kendini Mahkûm Eden Batı“, “İslam ve Çağdaş Öncüleri“, “Mevdudi ile Mektuplaşmalar“, “Oryantalizm“, “Batı Uygarlığı ve İnsan” isimli eserleri Türkçe’ye çevrildi.

Müslüman oluşu ile ilgili olarak şunları söylüyor Meryem Cemile:

Ben İslam’ı ceddimden ya da milletimden nefret ettiğim için seçmedim. Bu bir şeyi red hatırı için yapılmaktan ziyade, bir şeyi ifa etmek için yapılmış bir seçimdi. Benim için bu geçiş, kokuşmuş ve kısmi bir inanıştan, evrensel hâkimiyetten daha azına razı olmayan dinamik ve devrimci bir inanışa geçiştir.

Onun bu islam’ı seçme iradesi; Batı’nın insanlığı sürüklemekte olduğu felaketleri fark etmiş biri olmasından daha çok İslam’ın çağırdığı esenlik ve İslami ideallere karşı duyduğu ilgi ve saygı yatmaktadır.

Batı Uygarlığı ve Insan” adlı eserinde farklı ldeolojik yaklaşımları karşılaştırmalı açıkladıktan İslam’ın modern insana çağrısını dile getirir. Batının yeryüzüne reva gördüğü vahşet ve işkence karşısında, İslam Tarihi kaynakları, Islam Medeniyeti ne kadar uzun zaman değişmeden saf kaldığını, masum olanlara karşı asla kitle işkence ve zulüm yapılmadığını ve bunu ifa ile yükümlü, kanunen tasdik olunmuş resmî bir devlet kuruluşu bulunmadığını da ispat eder demektedir.

Meryem Cemile, müslüman çağdaş öncüleri incelediği eseri “İslam ve Çağdaş Öncüleri” kitabında Bediüzzaman hakkında, “Eğer zaman zaman dinin hakikatini anlatacak insanların ortaya çıkması İslam tarihinin bir özelliği ise Bediüzzaman Said Nursi de Türkiye’ye nasip olmuş bir müceddiddir” demektedir.

Allah’ı rızası uğrunda dolu dolu bir ömür yaşadığına bıraktığı eserleri şahitlik etmektedir.

Meryem Cemile 31 Ekim 2012’de vefat etti.

Kaynakça

1- Meryem Cemile, İslam ve Çağdaş Öncüleri, Bir Yayıncılık, 1986.
2- Meryem Cemile, Batı Uygarlığı ve İnsan, Kültür Basın Yayın Birligi, 1986.
3- TDV Islâm Ansiklopedisi Meryem Cemile maddesi.

Meryem Cemile (Margareth Marcus) Kimdir? Portre #1

Hakkımızda
İletişim

Yorum yapın

Don`t copy text!