Şeyh Şamil Kimdir? Neler Yaşadı? Nasıl Vefat Etti?

Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyaya gelen Şeyh Şamil hayat hikâyesiyle de Kafkasya’nın İslam’la yoğrulmuş topraklarında bir anıt gibi durur. Onun hayatı iman etmenin hürriyete aşk ile bağlanmaya denk olduğunu öğretiyor. O, ilim ve irfan sahibi bir mürşid, direnen, savaşan ve hasımlarını bozguna uğratan bir imam, edeb sahibi salih bir insan.

Peygamberler, insanlara sadece Allah’ın emir ve yasaklarını bırakıp çekilmezler yeryüzünden. Onlar artlarında şanlı bir mücadele bırakırlar. Hak ile batılın mücadelesini. Peygamberlerin izleğinde bu mücadele mirasını devralan âlimler, önderler gelir sonra. Hakk’ı hâkim kılmak için çalışan ve batılı batıl sayıp kaçınan öncülerdir onlar.

Ne zaman zulüm çoğalsa, karanlık kaplasa yeryüzünü çıkıp halkın önünde aydınlığın habercisi olarak başlarlar yürümeye. Peygamberlerin izinde, Allah’ın hoşnutluğu için.

Kafkas Kartalı Doğuyor!

Şeyh Şamil Kimdir? (Portre #2)

Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyaya gelen İmam Şamil’in hayat hikâyesi de Kafkasya’nın İslam’la yoğrulmuş topraklarında bir anut gibi durur. Onun hayatı iman etmenin hürriyete aşk ile bağlanmaya denk olduğunu öğretiyor. O, ilim ve irfan sahibi bir mürşid, direnen, savaşan ve hasımlarını bozguna uğratan bir imam, edeb sahibi salih bir insan.

Babası onun ilim ehli ve direnişçi olarak yetiştirdi. Said Harekânî ve ileride kayınpederi olacak olan Nakşibendi şeyhi Cemâleddin Gazi Kumukî’den İslami ilimleri tahsil etti ve yirmi yaşlarında ileri bir seviyeye ulaştı.

Kuzey Kafkasya müslümanlarının 18. yüzyılın sonlarında Ruslar’a karşı başlattıkları, gazavât adıyla anılan direniş hareketi, bu hareketin lideri İmam Mansûr’un ölümünden sonra uzun yıllar liderden mahrum kalmıştı.

Nakşibendi-Hâlidi şeyhi İsmail Şirvâni’ye intisap ederek hilâfet aldıktan sonra 1823’te Dağıstan’a dönen Şeyh Şâmil’in arkadaşı Molla Muhammed 1829’da gazavât hareketinin liderliğine seçildi ve Kafkasya halklarını Ruslar’a karşı cihada davet eden bir bildiri yayımlayarak hareketi yeniden başlattı.

Şeyh Şamil imam ve gazi unvanıyla anılan Molla Muhammed’in en önemli yardımcısı oldu. Gençlik yıllarını ilim ve cihad ortamında sürdüren İmam Şamil, otuz yedi yaşında iken Avar ulemâsı ve ileri gelenleri tarafından direniş hareketinin imamı seçildi.

Şeyh Şamil bu büyük yetkiye dayanarak meşhur iki silahına sarıldı. Bunlar hitabet kudreti ve sol eliyle kullandığı kılıcı idi. Kafkasya’da ayrı ayrı hanlıklar halinde olan müslümanları bir bayrak altında toplamak, hatta Rusların esaretini kabul eden müslümanların kendi saflarına katılması için, köy köy, kasaba kasaba dolaşmağa başladı.

Dağları, yaylaları ve baş döndürücü uçurumları bir hamlede aşarak hedefine ulaşıyor, kabileleri bir araya toplayarak, onlara, düşman esaretinin kötülüğünü, Rus çizmesi ve dipçikleri altında bulunmanın felaketini, İslâmiyeti ortadan kaldırmağı, müslümanın namusunu kirletmeği, hasta, kadın, çocuk demeden kılıçtan geçirmeği, kendilerine şeref sayan bu hainlerin, alçaklığını anlatıyordu.

Ayrıca, onları dize getirmenin, ancak düzenli bir ordu ile mümkün olacağını, teşkilatlanırlarsa çar orduları ile baş edilebilecek durumda olduklarını, dışardan hiç bir yardım gelmeyeceğini, bu sebeple iş başa düştügünü her gittiği yerde izah ediyordu.

Tesirli hitabetiyle halki etkiliyor, müslümanca yaşamak aşkıyla dolu yüreklere birer kıvılcım saçıyordu. Bu uğurda şehid olmanın mükâfatının cennet olduğu müjdesini veriyor ve iyiliğin hâkim olmasının ancak hürriyet ile mümkün olabileceğini herkesin kalbine nakşediyordu.

Şeyh Şamil bu şekilde yoğun çaalışmalar neticesinde, kısmen de olsa düzenli bir ordu ve idari bir yapı kurmayı başardı.

Şeyh Şamil, Dağıstan’daki varlığını güçlendiriyordu. Çeçenistan’da yeni bir güç haline gelen Hacı Taşov ve Kibid (Kebed) Muhammed ile bir anlaşma yaparak Dağıstan ve Çeçenistan’da hâkimiyetini sağlamlaştırdı.

Bunun üzerine Ruslar, Şâmil’in otoritesini kırmak ve halkı ikna etmek amacıyla Rus hükümetine sadık müslüman bir din âlimi olan Kazanlı Tâceddin Efendi’yi bölgeye gönderdiler. Fakat halk onun bölgeye gelmesini istemedi. Bu başarısız girişimin ardından Ruslar, Şâmil’i ortadan kaldırmak için Çeçenistan ve Dağıstan’a bir askerî harekât yapmaya karar verdiler.

İmam Şamil artık Rusların ortadan kaldırmak istediği bir komutandı. Böylece savaş ve direniş yılları birbirini takip etti. Şeyh Şamil, Kafkasya’nın Rus sömürüsünden kurtarılması için aralıksız bir mücadele veriyordu.

İmam Şamil’in liderliğinde Kuzey Kafkasyalılar Çarın ordularını bozguna uğratıyordu. Kafkas dağları Rus ordularına mezar oluyordu.

Şeyh Şamil: Ben Nikola’yı Tanımıyorum!

Çar I. Nikola maddî kuvvetle yenemediği Şamil’i hile ile yenmeyi dener ve bol bol mevki, makam, rahat bir dünyevî hayat vaadinde bulunduğu mektubu vasıtasıyla General Klug von Klugenav ve Miralay Yevdokimof vasıtasıyla İmam Şamil’e gönderir.

Çar’ın alçakça teklifine müthiş hiddetlenen İmam, Çar’ın elçilerine şöyle cevap verir:

“General! Senin yerinde eğer şu anda kendisi karşımda bulunmuş olsa ve bu sefil teklifleri bana bizzat yapmak cesaretinde bulunsaydı, ona ilk ve son cevabımı, şu kırbacım verirdi. Söyle ona! Kahraman teb’amın kalblerinde kök salan bu eşsiz zafer inancını kökünden kazımadıkça bu mübarek vatan topraklarını ve en genç muhariplerimden en ihtiyar naiplerime kadar tek kurşunları ve tek kollan kalıncaya kadar bu mübarek vatanı son dağına, son köyüne kaya parçasına kadar karış karış müdafaa etmekten beni hiç bir kuvvet alıkoymayacaktır. Bu uğurda bütün evlât ve ayalimi kılıçtan geçirseniz, son zürriyetimi kurutsanız, en son müridimi yok etseniz tek başıma ve en son nefesime kadar yine savaşırım. Son cevabım budur General! Ben Nikola’yı tanımıyorum!”

İmam Şamil’in bu cevabı Nikola’ya ulaştırıldığında, Çar, Kafkasya’nın bu yiğidini hile ile ele geçireceğine dair ümidini kaybetmemiş, Kafkas orduları başkumandanı General Feze vasıtasıyla ve onun ağzından Şamil’e teklifini tekrarlamıştır.

Şeyh Şamil, General Feze’ye şöyle cevap vermiştir:

“Ben, Kafkasya’nın hürriyeti için silaha sarılan muhariplerin en hakiri Şamil, Allah’ın himayesini Çarların efendiliğine feda etmemeğe ahteden, özü, sözü doğru bir müslümanım. Çar Birinci Nikola’yı tanımadığımı, onun iradesinin bu sarp dağlarda sökmeyeceğini General Klug’a anlıyabileceği bir dilden tekrar tekrar söylemiştim. Sanki bu sözler taşa söylenmiş gibi, Çar ile görüşmek üzere beni hâlâ Tiflis’e davet edip duruyorsunuz. Bu davete asla icabet etmiyeceğimi şu mektubumla son defa olarak size bildiriyorum. Bu yüzden fâni vücudumun parça parça kıyılacağını ve sırtımı verdiğim şu vatan topraklarında taş üstünde taş bırakılmayacağını bilsem bu kat’i kararımı asla değiştirmeyeceğim. Cevabım işte bundan ibarettir. Nikola’ya ve kölelerine böylece malum ola.”

Şamil’in 28 Eylül 1837 tarihini taşıyan bu mektubundan sonra müthiş muharebeler başlamıştır.

Şeyh Şamil, Rusların büyük Gunip Kuşatması’nın sonunda 6 Eylül 1859’da silah bırakıncaya kadar gaza ve cihad ruhuyla Rus Çar’ının büyük korkusu haline gelmişti. Son dönemlerde Osmanlı Devletine mektuplar göndererek Kafkasya’nın kurtuluşu için planlarını paylaştıysa da sonuç elde edemedi.

Dikkatinizi Çekebilir: Meryem Cemile (Margareth Marcus) Kimdir? Portre #1

Bir Nakşibendi şeyhi olan Şâmil imam seçildikten sonra güçlü hitabeti, kararlı tutumu, askerî ve siyasi dehasıyla Dağıstan’da ve bütün Kafkasya’da belirgin olarak kabul görmüştür. O, halk için hem idarî hem dinî otoriteydi. Bundan dolayı yazışmalarında imam ve emîrü’l-mü’minîn unvanlarını kullanmış, hükmü altındaki bölgelerde idarî sistemi yeniden düzenlemiştir.

Siyasî, idarî, dinî ve adlî görevlerde kendisine yardımcı olan bir divan mevcuttu. Ülkeyi nâibliklere ve vilâyetlere ayırarak başlarına idarî ve askerî yetkilere sahip nâibler tayin etmiştir. Her nâibin bir müftüsü vardı. Üç dört nâibliğin bir vilâyet oluşturduğu bu yapıda vilâyetlerin başında yüksek rütbeli nâibler bulunuyordu.

Ahverdil Muhammed, Kibid Muhammed, Şuayb Molla, Hacı Taşov, Danyal Sultan ve Hacı Murad ile Gazi Muhammed bunlar arasında sayılabilir.

Bunun yanında nâiblerin faaliyetlerini kontrol etmek için muhtesib adı verilen görevliler vardı. Şeyh Şâmil’in oluşturduğu idarî ve askerî yapı, Ruslar’a karşı Dağıstan ve Kafkasya’da yirmi beş yıl boyunca büyük direniş göstermiştir.

Rus İmparatorluğu’nun güçlü orduları karşısında unutulmaz destanî bir mücadele veren Şeyh Şâmil’in adı Rus işgaline karşı direnen Kafkas kavimlerinin hafızasına nakşedilmiştir.

Şeyh Şamil, bir direnişçi ve savaşçı kişiliğinin yanı sıra siyasi liderliği de Çar’ın dahi ona saygı duymasına neden olmuştur. Zira o zor savaş koşullar sırasında dahi halkının gereksinim duyduğu sosyal düzenlemeler yapmıştı.

Onun hayatı destansı bir özgürlük mücadelesi. Hayatı boyunca Allah’tan başkasına boyun eğmeden mücadele etti. 6 Eylül 1859’dan itibaren on yıl Rusların elinde esir olarak kaldı. 1869’da, altmış dört yaşındayken kendi isteğiyle, oğulları Gazi Muhammed, Muhammed Şafiî ve aile efradıyla Moskova’dan Kiev’e gönderilen Şeyh Şamil, Ruslar’ın izin vermesi üzerine hacca gitmek amacıyla 31 Mayıs 1869’da İstanbul’a gitti.

Aynı gün sadrazamla görüştü, daha sonra Şeyhülislamı ve dâhiliye nâzırını ziyaret etti. 15 Ağustos 1869’da Sultan Abdülaziz tarafından Dolmabahçe Sarayı’nda kabul edildi. Yedi ay Koska’da kendisine ayrılan köşkte oturdu.

Sultan Abdülaziz, Şeyh Şâmil’e ve aile fertlerine maaş bağlattı. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra Istanbul’a dönmesi beklendiği için Zarif Paşa Konağı kendisine tahsis edildi.

15 Orak 1870’te Sultan Abdülaziz’e bir veda ziyaretinde bulunup 25 Ocak’ta İstanbul’dan ayrılan Şeyh Şamil hac görevini ifa etmesinin ardından 17 Şubat 1871 yılında Medine-i Münevvere’de ruhunu Rahman’a teslim etti ve Cennetü’l-Bakî’de defnedildi.

Kaynakça

1- Mustafa Budak, “Şeyh Şamil”, TDV Islam Ansiklopedisi, – Cilt: 39, Sayfa: 67-70.
2- Hayrettin Karaman, Islami Hareket Öncüleri 2, İz Yayıncılık, 2013 İstanbul.
3- Cafer Barlas, “Kafkasya’nın Kurtuluş Mücadelesi / Şeyh Şamil”, Diriliş Dergisi, S. 82-93, 9 Şubat 1990.
4- TDV Islâm Ansiklopedisi Şeyh Şamil maddesi.

Şeyh Şamil Kimdir? (Portre #2)

Hakkımızda
İletişim

“Şeyh Şamil Kimdir? Neler Yaşadı? Nasıl Vefat Etti?” üzerine 4 yorum

  1. Şeyh Şâmil’in adını hep duyuyoruz ama detaylı bir şekilde hayatını bilmiyoruz sanki. Tanıtım için teşekkürler. Cennet’ül Bâkî’ye gömülmek ne güzel bir nimettir değil mi?

    Cevapla
    • İmam Şamil, Şeyh Şamil ya da Kafkas Kartalı bizim zamanında el uzatamadığımız bir kahraman mücahit. Allah ondan razı olsun.

      Cennet’ül Bâki, herkesin bağrında olmayı tercih edeceği bir kabristan elbette. Hakkında kısa bir bahis açayım:

      Cennet’ül Bâki diğer adıyla El-Baki, Efendimiz Aleyhisselam tarafından belirlenmiş ilk Müslüman kabristanıdır. Cennet’ül Bâki’ye ilk defnedilenin; İslâm’ın Medine coğrafyasında hızla yayılmasında etkili olan ve İslâm’da ilk defa Müslümanlara Cuma namazı kıldıran Es’ad b. Zürare olduğu rivayet edilirken, başka bir görüşe göre ise göre El-Bakî’ye ilk defa Osman b. Maz’un defnedilmiştir.

      Selamlar sevgiler..

      Cevapla

Yorum yapın

Don`t copy text!