Sırat-ı Müstakim Sebilürreşad Dergisi (Kitap #2)

Sırat-ı Müstakim Sebilürreşad Dergisi (Kitap #2)

2. Meşrutiyet’in ilk bir buçuk ayı içerisinde iki yüzü aşkın gazete ve dergi yayına başlamıştır. Bu dönemde yayın hayatına başlayan dergilerden biri de “Ittihad-ı İslam” düşüncesinin yayın organı olarak çıkan Sırat-ı Müstakim sonraki adıyla Sebilürreşad dergisidir.

Sırat-ı Müstakim – Sebilürreşad Dergisi

2. Meşrutiyet’in ilanı (1908), Osmanlı toplumu için her anlamda tam bir milat özelliği taşır. Bu durum, yazarlar için de böyle olmuş ortaya çıkan hürriyet ortamı, fikir ve sanat adamları tarafından sevinçle karşılanmış, böylece II. Meşrutiyet’in ilk bir buçuk ayı içerisinde iki yüzü aşkın gazete ve dergi yayına başlamıştı.

Bu dönemde yayın hayatına başlayan dergilerden biri de “Ittihad-ı İslam” düşüncesinin yayın organı olarak çıkan Sırat-ı Müstakim (sonraki adıyla Sebilürreşad) dergisidir.

Sırat-ı Müstakim Sebilürreşad Dergisi (Kitap #2)
Sırat-ı Müstakim Sebilürreşad Dergisi

Derginin Tarihçesi

Sırat-ı Müstakim, Ebu’l-Ula Mardin ve Eşref Edip’in öncülüğünde 11 Temmuz 1324 (24 Temmuz 1908) de resmen kurulur. Daha sonra derginin kuruluş tarihi 43. sayıdan itibaren II. Meşratiyet’in ilan tarihi olan 10 Temmuz 1324 (23 Temmuz 1908) şeklinde değiştirilir.

Derginin sahibi Ebu’l-Ula Zeyn’el-Mardin, mesul müdür Eşref Edip, başyazarı ise Mehmet Akif’tir. Derginin ilk sayısı 14 Ağustos 1324 (27 Ağustos 1908) de yayımlanır ve büyük bir ilgi ile karşılanır.

Haftalık olarak yayın hayatına başlayan ve din, felsefe, edebiyat, hukuk ve ulûmdan bahseden dergide 50. sayıdan itibaren ise bu ibareye “Siyasiyattan ve bilhassa gerek siyasi ve gerek içtimaî ve medeni ahval ve şuûn-i İslamiyede’den bahseder cümlesi eklenir.

Eşref Edip, Ebu’l-Ula Mardin ile birlikte dergiyi 182 sayı (7 cilt) çıkarırlar. Bu sayıdan itibaren Ebu’l-ula Mardin, derginin yönetiminden ayrılır. Bu hadise üzerine Tahir’ül Mevlevi’nin imtiyazını alıp neşrine başlamadığı Sebilürreşad mecmuası Eşref Edipe devredilir.

Eşref Edip, derginin sorumlu müdürlüğünün yanısıra sahipliğini de üstlenmiş olur. Böylece Sırat-ı Müstakim bu yeni adıyla (Sebilürreşad) 1966 yılına kadar sürecek uzun soluklu yeni yayın hayatına başlar (8 Mart 1912 / 24 Şubat 13277).

Dergi, işte böyle bir dönemde 183. sayısından itibaren bu yeni adıyla çıkmaya başlar. İttihat ve Terakki’nin yanlış uygulamalarına muhalefeti yüzünden zaman zaman yönetimin baskılarına maruz kalır ve 1911’de Örfi idare (sıkıyönetim) tarafından kapatılır. 2. kapatma 1914 Haziranında olur. Hatta bu yüzden 300-301. sayıları Sebilü’n-Necat ismiyle çıkar.

Dergi daha sonra eski adına tekrar yayımlanmaya başlar. Dergi bu kapatılmalarla daha sonraki yıllarda da karşı karşıya kalacaktır. Dergi, sonraki zamanlarda İstanbul dışında da yayımlanır. Bu yerlerden ilki Kastamonu’dur.

Balıkesir’deki vaazından sonra İstanbul’da adeta kuşatma altına Mehmet Åkif ve Eşref Edip Kastamonu’ya giderler. Derginin 464-465-466. sayıları (25 Kasım 1920-13 Aralık 1920) burada çıkar.

Mehmet Akif ve Eşref Edip, Kastamonu’dan sonra 4 Aralık 1920’de yanlarına Sebilürreşad klişesini alarak Ankara’ya gelirler. Dergi, bundan böyle Ankara’da çıkacaktır. Nitekim derginin Ankara’daki bu ilk döneminde 467-489. sayıları (3 Şubat 1921-24 Temmuz 1921) Ankara’da yayımlanır.

490. sayı ise Kayseri’de çıkar. Sakarya Savaşı zaferle neticelenince Eşref Edip, Eylül 1921’den bu yılın sonuna kadar kaldığı Kayseri’den Ankara’ya döner ve dergi tekrar Ankara’da yayına başlar. Derginin ameli yükü yine Eşref Edip’in omuzlarındadır. Muhteva yükü de Akif’tedir.

Yazıları, şiirleri, tercümeleriyle kalem mücadelesini devam ettirirler. Derginin 491-527. sayıları (10 Aralık 1921-22 Nisan 1923) Ankara’da çıkar.

Buyük zafer kazanılır ve Akif’le Eşref Edip’in tahayyül bile edemedikleri gelişmeler olur. 9 Eylül 1922 Türk ordusu Izmir’e girer. Bu olumlu gelişmelerden sonra Meclis’te Sebilürreşad dergisine yardım konusu tartışılır. Basına, dolayısıyla Sebilürreşad dergisine ded yapılan hükümet yardımı kesilir.

12 Nisan 1923’te Sebilürreşad dergisinin Ankara’da son sayısı çıkar. Mayıs 1923’te iki dost, görevlerini yapmanın huzuru fakat olup bitenlerin şaşkınlığı içinde Sebilürreşad klişesini yanlarına alıp Istanbul’a döner.

Sebilürreşad Dergisinin Kapatılması

İki dostun artık sıcak bir mücadele ortamları kalmamıştar. Akif, Mısır’a gider. Eşref Edip, artık yanında Akif olmasa da, Istanbul’a döndükten sonra da dergi yoluyla mücadeleye devam eder ve derginin 528-641. sayılar (16 Mayıs 1923-5 Mart 1925) İstanbul’da çıkar. Kemalist yönetime karşı muhalif yayınlarına devam eder.

Ülkede şartlar çok değişmiştir. Lozan Anlaşması sonrasında İslami kesimin Meclis’ten tasfiye yoluyla uzaklaştırılması Sebilürreşad dergisini de büyük ölçüde etkileyecektir. Nihayet Seyh Said isyanı da bahane edilerek çıkarılan “Takrir-i Sükûn Kanunuyla birlikte Milli Mücadele hareketinin geniş halk kitleleri bazında benimsenmesinde büyük ölçüde etkili olan Sebilürreşad dergisi 641. sayısıyla kapatılır (6 Mart 1341/1925).

Ardından Eşref Edip, polis takibine alınır. 1926 yılının Mayıs ayında tutuklanır ve İstiklal Mahkemelerine sevk edilir. Önce Ankara, ardından Diyarbakır Istiklal Mahkemelerinde yargılanır. Uzun muhakemelerden sonra, yayın faaliyetlerini dardurmak şartıyla 13 Eylül 1925’te serbest brakalır.

(Sırat-ı Müstakim – Sebilürreşad) Derginin İkinci Dönemi

Aradan 22 yıl geçer. Siyasal hava değişmeye başlar. Tek partinin dini yayınlara karşı tutumu yumuşar ve parti tabanında dine dair talepler artar. Edip, bu fırsatı değerlendirmekte gecikmez ve dergisini 22 yıllık aradan sonra 1948 Mayısında tekrar çıkarmaya başlar.

Sebilürreşad, bu ikinci döneminde Şubat 1966’ya kadar, tam 362 sayı yayımlanmıştır. Bu dönem, Tek Parti yönetimi çözülmeye başladıgı bir dönemdir. Daha sonra ise çok partili hayat başlayacaktır. Dergi, önce yoğun bir biçimde Halk Partisi’ne, daha sonra da Demokrat Parti’ye karşı sert bir muhalefet yürütür.

Bu partilerin özellikle de din, siyaset ve laiklik anlayışlarımı amansız bir biçimde eleştirir. Bu süreçte de Eşref Edip, kovuşturmalardan, tutuklanmalardan kurtulamaz.

Sebilürreşad’ın 2. dönem yayını Şubat 1966’ya kadar devam eder ve bu tarihte 362. sayısıyla yayını sona erer.

Bu bahsi toparlayacak olursak rakamsal olarak şunları söyleyebiliriz. 1908’de ilk sayısı çıkan dergi, kapatıldığı 1925 yılına kadar 641 sayı çıkar. 22 yıllık bir aradan sonra 1948 de başlayan yeni döneminde ise kapandığı 1966 yılına kadar 362 sayı yayımlanır. Bu iki sayının toplamı 1003 sayısına tekabül eder ki bu son derece önemli bir sayıdır.

Bu uzun soluklu yürüyüşün mimarı ise Eşref Edip, muhtevayı oluşturanlar ise başta Akif olmak üzere her iki dönemin Islamcı aydınları, mütefekkirleri ve edipleridir.

Dikkatinizi Çekebilir: Üç Tarz-ı Siyaset (Yusuf Akçura) Kitap İncelemesi #1

Sırat-ı Müstakim Sebilürreşad Dergisi (Kitap #2)
Eşref Edip

Derginin Yayın Politikası

Dergi, ilk zamanlarında II. Abdülhamid’e muhalefeti sebebiyle Ittihat ve Terakki’ye destek verir; fakat Balkan Savaşı sonraı yaşanan gelişmelere paralel olarak bu yönetimle arasına mesafe koyarak onlara karşı sert bir muhalefet yürütür.

Bu yüzden de sık sık kapatılmalara maruz kalır. Daha soara Anadolu’da Milli Mücadele başlayınca bu harekete yoğun bir destek verir. Fakat Lozan Anlaşması’ndan sonra yeni yönetimle de yollarını ayırır.

Derginin ikinci dönemi, Tek Parti dönemine, ardından çok partili döneme rastlar: Önce yoğun bir biçimde Halk Partisi’ne, daha sonra da Demokrat Parti’ye karşı sert bir muhalefet yürütür.

Bu partilerin özellikle de din, siyaset ve laiklik anlayışlarını amansız bir biçimde eleştirir. Akıbeti yine kapatılmak olur. Dergi, başından sonuna kadar Islâmcı bir yayın politikası yürütür. Bu yüzden bütün Islâm aleminin gözü kulağı olur ve bütün Islam coğrafyasında büyük bir ilgiyle karşılanır.

Mısır, Hindistan, Balkanlar, Kuzey Afrika, Rusya, Japonya, Çin ve Ingiltere derginin ilgi alanı içindedir ve buralarda da okunmaktadır. İslâm dünyasının yanı sıra Türk dünyasına da özel bir ilgi gösterir. Sayfaları arasında Türk dünyasının etkili kalemlerinin yazılarına ve bu coğrafya ile ilgili haberlere de yer verir.

Siyaseten ise istibdat adını verdiği keyfi yönetim biçimine karşı bir duruş sergiler. Bu rejime karşı şura, meşveret, icma gibi temel Islâmi kavramlar çerçevesinde halk iradesine dayalı parlamenter bir rejimi savunur. Islam’ın yeni zamanların anlayışına engel olan Halk Müslümanlığına karşı eleştirel bir tutum takınır.

İslâm’ın, medeniyete mâni bir din olmadığı görüşü savunulur. Geri kalmışlığımız dinin yanlış yorumlanmasına, içtihat kapısının kapatılmasına bağlanır.

Bu yüzden terakkiye mani olan cehalet, tembellik, yanlış kader ve tevekkül anlayışına, Müslümanların birliğine zarar veren kavmiyetçilik anlayışına çok şiddetli eleştiriler getirir.

Dergide savunulan görüşlere gelince, derginin temel mesaisi Islam ve o çağdaki Müslümanların durumudur, Islam aleminin uyanması ve emperyalizmle mücadele etmesi, Islâm’ın doğru anlaşılması için önce sağlıklı bir Islam anlayışına ihtiyaç duyulduğunu belirtir. Bunun için Islam’ı hem vahiy hem de aklı, bilim gibi değerler çerçevesinde anlama ve yorumlamayı esas alır.

Dergi, bu çerçevede Batıcılık yanlılarıyla da mücadele yürütür. Özellikle gazete ve dergilerdeki din ve ahláka aykırı yayınlarla mücadele eder. Batı medeniyetini tümüyle almayı savunanlara karşı bir tutum alır. Batı bilim ve teknolojisine evet derken milli şahsiyetin ve kültürün muhafaza edilmesini savunur.

Derginin Muhtevası/Bölümleri

Dergi, ilk döneminde 1. Tefsir-i Şerif; 2. Hadis-i Şerif; 3. Sosyal Bahisler; 4. Felsefe; 5. Fikıh ve Fetva; 6. Edebiyat; 7. Tarih; 8. Talim ve Terbiye: 9. Hutbe ve Mevaiz; 10. Siyasat; 11. Islam Kavimlerinin Hayatları; 12. Mektuplar; 13. Matbuat; 14. Şuunat gibi konu başlıklarıyla çıkar. Ayrıca Islam ticaretgahları, asar ve erbaı-ı sanayi bölümleri yer alır.

Dergi, ikinci döneminde de bu çerçeveye büyük ölçüde riayet etmiş ve İslami ilimler, fikhi meseleler, Islâm tarihi, Islâm dünyasından haberler gibi konulara yer vermiş, dolayısıyla logosunda belirtildiği gibi “Siyasi, dini, ilmi, edebi ve ahlaki” bir dergi olma vasfını sürekli olarak korumuştur.

Kimler Yazdı?

Dergi, oldukça geniş bir yazar kadrosuna sahiptir. Devrin dini,İslami ve milli çizgide eser veren hemen bütün yazarlarını dergi sayfalarında görmek mümkündür.

Bu isimler arasında Sırat-ı Müstakim döneminde başta derginin sahibi Eşref Edip ve başmuharriri Mehmet Akif olmak üzere Manastırlı İsmail Hakkı, Bereketzåde Ismail Hakkı, Tahir’ul Mevlevi (Olgun), Ferid (Kam), Babanzade Ahmet Naim, Mehmet Şemsettin (Günaltay), Musa Kâzım, Bursalı Mehmet Tahir, Mithat Cemal (Kuntay), Ahmet Hamdi (Akseki) dergide en sık görünen isimlerdir.

Bu dönemde Türk dünyasından da dergiye yazı veren bir hayli isim vardır. Sibiryalı Abdürresid Ibrahim, Kazanlı Halim Sabid, Yusuf Akçura, Ayaz Ishaki, Bakülü Ahmet Agaoğlu, Buharalı Nuralizáde Gıyasettin Hüsnü bunlardan bazılarıdır.

Derginin Sebilürreşad adıyla yayımlanan
döneminde ise bu isimlere ilave olarak şu isimleri sayabiliriz: Said Halim Paşa, İzmirli Ismail Hakkı, Ömer Rıza (Doğrul), Elmalılı Hamdi (Yazır), Nevzat (Ayaş), Mustafa Sabri. Dergide ayrıca Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Ferid Vecdi, Abdilaziz Çaviş, Said Halim Papa, Süleyman Nedvi, Ebulkelam Azat gibi yazarlardan da tercümeler yayımlanmıştır.

Derginin 1948 mayısında tekrar çıkmaya başlayan ikinci döneminde ise yine başta Eşref Edip olmak üzere önceki bazı yazarlara ilaveten Ömer Nasuhi Bilmen, Kamil Miras, Kazım Nami Duru, Cevat Rifat Atılhan, Ali Fuat Başgil, M. Raif Ogan, Hasan Basri Çantay’ın yazılarına yer verildiği görülmektedir.

Dergide ayrıca Bediüzzaman Said Nursi, Nezihe Araz, Nihat Sâmi Banarlı, Bekir Berk, M. Said Çekmegil, Ismail Hami Danışment, M. Şevket Eygi, Ali Ulvi Kurucu, Cemal Oğuz Öcal, Peyami Safa, A. Nihat Tarlan, Nurettin Topçu, Mümtaz Turhan, A. Süheyl Ünver gibi isimler günümüze kadar etkisini sürdürmüş kalemler de zaman zaman yazılar yazmışlardır.

Derginin Diğer Fonksiyonları

Sırat-ı Müstakim (Sebilürreşad), sadece dergicilik yayını yapmakla yetinmemiştir. Dergiyle birlikte, Milli Mücadele lehinde tercüme edilen eserlerin basımı ve Anadolu’ya sevki derginin üstlendiği bir gõrevdir.

Hindistan İslâm mütefekkirlerinden Şeyh Müşir Hüseyin Kıday’ın başta Ingilizler olmak üzere, bütün işgalcilere ateş püsküren ve Türkleri müdafaa eden İslam’a Çekilen Kılıç, bu tür eserlerden biri olarak gizlice bastırılıp on binlerce nüshası Anadolu’ya sevk edilmiştir.

Yine Bediüzzaman Said Nursi’nin İngiliz aleyhtarı Hutavat-ı Sitte adlı risalesi de aynı şekilde basılıp dağıtılır. Bu eser de; Ingiliz’in, âlem-i İslâm ve Türkler aleyhindeki müstemlekecilik siyasetini ve entrikalarını, tarihi düşmanlığını etrafa duyurmakta, Anadolu’daki milli kurtuluş hareketine bu månåda destek olmakta çok tesirli olmuştur.

Dergi, ayrıca Anadolu ile İstanbul arasında posta iletişiminin de merkezi durumundadır. Eşref Edip’in ifadesiyle;

Anadolu postası, mektuplar ve gazeteler hususi kurye ile Sebilürreşad idarehanesine gelir, İstanbul’dan Anadolu’ya geçenlerin mektupları ailerine dağıtılır, Ankara’nın neşriyatı, gazeteleri lâzım gelen yerlere verilirdi.

Dergi, yayıncılık faaliyeti de yapmış, Sırat-ı Müstakim’in ilk dönemlerinde Sırat-ı Müstakim, daha sonra ise Sebilürreşad Kütüphanesi adı altında eserler yayımlamıştır.

Bu iki neşriyat arasında Mehmet Akif Ersoy, Arapkirli Hüseyin Avni, Halim Sabid, Ismail Hakkı Izmirli, Omer Ferid Kam, Manastırlı Ismail Hakkı, Mehmet Şemsettin Günaltay, Ahmet Hamdi Akseki, Said Halim Paşa, Babanzade Ahmet Naim gibi yazarların eserleri bulunmaktadır.

Bu iki dönemde tercüme eserler de yayımlanmıştır. Bunlar arasında Paul Imbert, Hüseyin b. Muhammed b. Mustafa el-Hanefi Hüseyin el-Cist, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Ebul Kelam Azat, Mevlana Muhammet El-Lahori, Emile Boirac, Arnold Tomas gibi Doğulu ve Batlı yazarların eserleri yer almaktadır.

Sonuç Yerine

Sırat-ı Müstakim (Sebilürreşad) Islami dergicilik geleneğinin ilk ve en önemli örneği olarak dergicilik tarihimizde çok özel bir yerde durur. Sergilediği siyasi ve fikri tavır, verdiği mücadele ile günümüz dergiciliğine de hala söylenecek sözü olan bir dergidir.

Yine en uzun süreli yayın organları arasında yer almasıyla da dikkati çekmektedir. Şüphesiz Sırat-i Müstakim demek, ameli kısmı itibariyle Eşref Edip, fikri yönü ve politikası itibariyle Mehmet Akif demektir. Bu bakımdan Sırat-ı Müstakim’i Mehmet Akif’in bu topraklarda verdiği onurlu mücadelenin en müşahhas örneği olarak görüp değerlendirmek gerekmektedir.

Kaynakça

1- Caner Arabacı, “Eşref Edib Fergan ve Sebilürreşad Üzerine”, Moders Türkiye’de
Siyasi Düşünce (Islamcılık), İletişim Yayınlar, Istanbul 2008
2- Eşref Edip, Istiklal Mahkemelerinde Sebilürreşad’ın Romanı, Beyan Yayınları, Istanbul 2005.
3- Suat Mertoğlu, “Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad Sermuharriri Akif, Vefatının 75. Yılında Mehmet Akif Ersoy Sempozyum Bildirileri, Zeytinburnu Belediyesi, Istanbul 2011.
4- Mustafa Özçelik, “Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad Dergileri Bağlamında Mehmet Akif – Eşref Edip Dostluğu”, Mekmet Akif Ersoy Bilgi Şöleni Bildirileri, Türkiye Yazarlar Birligi, Ankara 2011.
5- Sebilürreşad dergisi TDV Islâm Ansiklopedisi maddesi.

Sırat-ı Müstakim Sebilürreşad Dergisi (Kitap #2)
Sırat-ı Müstakim Sebilürreşad Dergisi (Kitap #2)

Hakkımızda
İletişim

Yorum yapın

Don`t copy text!